Naibi olmak ne demek ?

Sude

Global Mod
Global Mod
Naibi Olmak Ne Demek? Bir Türlü Anlayamadığımız Bir İktidar Görevi

Herkese merhaba! Bugün, belki de tarihin en az popüler ama en ilginç görevlerinden birine göz atacağız: Naib olmak! Evet, doğru duydunuz, naib! Bu kadar ilginç bir görev hakkında kimse neden konuşmaz? Bunu şunun gibi düşünün: Patron yok, ama patronun yerini doldurmak zorundasınız. Ya da sanki anneniz yokken evin tüm işleri üstlenmişsiniz de, ne yapacağınızı şaşırmışsınız gibi. Şimdi hep birlikte, Osmanlı'dan gelen bu kadim ve biraz da gizemli görevle tanışalım.

Naib Kimdir? Hangi Dertle Boğuşur?

Naib, Osmanlı İmparatorluğu’nda, padişahın yokluğunda ya da belirli bir bölgede bizzat padişahı temsil eden ve onun yerine kararlar alan kişiye verilen unvandı. Yani bir anlamda, ‘büyük patron’ olmasaydı, ‘yardımcı patron’ olacaksınız. Bu unvan her ne kadar tarihe karışmış olsa da, biz onu biraz ‘yeni nesil patronluk’ gibi hayal edelim.

Bunun ne kadar karmaşık bir iş olduğunu anlamak için, her şeyin nasıl birdenbire altüst olabileceğine bakmak lazım. Mesela padişahınız bir süreliğine işten çıkarsa (yani bir tür tatil yaparsa) ve o sırada devlet işleri kesintiye uğramazsa, naib olarak devralacağınız işler o kadar çetrefilli olabilir ki, bir gün uyanıp "Yoksa padişah mı olmak istiyordum?" diye düşünmeniz muhtemeldir.

Naib, işin gerçeği şu ki, sadece bir hükümet yetkilisi değil, aynı zamanda sosyal denetim sağlamak, halkla ilgilenmek ve hükümetin ihtiyaçlarına göre stratejiler geliştirmekle yükümlü olan bir otorite figürüdür. Bu oldukça 'büyük sorumluluk’ gerektiriyor, çünkü ortada hem devlet işlerine karar verecek hem de halkın gönlünü yapacak birisi vardır!

Erkekler ve Naib: “Strateji” ve “Planlama” Büyüsü

Şimdi, naib olmanın çözüm odaklı bir görev olduğunu kabul edelim. Erkekler de genellikle bu noktada daha stratejik bir yaklaşımla ortaya çıkıyor. Elbette, bu görev bir tür “ekstra patronluk” olduğu için, herkesin stratejik kararlar alması gerekiyor. Ve işte o nokta: “Bir karar ver, hemen çözüm bul!” mantığı.

Mesela, Zeki Bey diye bir naib düşünün. Zeki Bey, daha büyük bir meseleyi çözme konusunda inanılmaz bir yeteneğe sahip. Herkes ortada krizi tartışırken, o bir adım önde, çözümü bulmuş ve imparatorluğun temel sorununu en hızlı şekilde halletmeye başlamış. Sorun ne olursa olsun, Zeki Bey kesinlikle stratejik çözüm arayışına girecektir.

Fakat her zaman işler böyle gitmez. Çünkü bu kararların çoğu yalnızca “sistemi” etkilemekle kalmaz, insanları ve sosyal yapıyı da etkiler. İşte burada devreye empatik yaklaşım giriyor.

Kadınlar ve Naib: “Empati” ve “Halkla İletişim” Zaferi

Evet, tüm bu ‘hızlı kararlar’ ve ‘strateji’ tabii ki erkekler için popüler bir alan olabilir, ama işin diğer tarafı da var: İlişkiler, duygusal denge, halkla doğru iletişim kurmak... Ve burada, kadınların devreye girdiğini hayal edebilirsiniz. Çünkü naiblik, yalnızca zor bir strateji uygulamak değil, aynı zamanda toplumu anlamak ve onların psikolojisini çözmek anlamına gelir.

Mesela Ayşe Hanım diye bir naib düşünün. Ayşe, toplumsal yapıyı mükemmel bir şekilde analiz eder ve halkla ilişkilerini güçlü tutar. Herkes krizle boğuşurken, Ayşe sakin kalır, halkla konuşur, onların endişelerini dinler ve gerçek çözümün sadece hükümetin kararları değil, halkın kalbinde gizli olduğunu keşfeder.

Ayşe Hanım, gücünü ne sadece stratejiden ne de dikta etmelerden alır. O, halkın ihtiyaçlarını duyabilen, çözüm odaklı bir iletişim kurarak çözüm bulur. Onun stratejisi, halkı dinlemek ve onların dertleriyle empati kurmaktır. Kadınların güçlü olduğu alan, kesinlikle ‘ilişkiler’ ve ‘toplumsal huzur’ yaratmaktır. Bu da bazen en büyük krizleri bile çözebilir.

Naiblik: Strateji, Empati ve Biraz Da Mizah

İşte, naib olmanın aslında ne kadar karmaşık ve eğlenceli bir görev olduğunu bir kez daha gördük. Bu iş, sadece diplomasi ve yönetim becerisi değil, aynı zamanda insanları anlamak, onlarla güçlü bağlar kurmak ve gerektiğinde sağlam kararlar almak demektir.

Tabii ki, çözüm odaklı yaklaşım ile ilişkisel yaklaşımın mükemmel bir birleşimi her zaman her duruma uymaz. Mesela Zeki Bey’in çözümleri bazen halkı rahatsız edebilirken, Ayşe Hanım’ın halkla kurduğu güçlü bağ, bazen resmi çözüm sürecini yavaşlatabilir. Ama belki de asıl soru şu: Bir naib olabilmek için bu iki stratejiyi birleştirebilmek, yani hem çözümleri hızla bulmak hem de halkla kurduğunuz ilişkiyi sağlıklı tutabilmek gerekiyor mu?

Yoksa bazen, sadece bir “hızlı karar” almak ve onu uygulamak mı yeterlidir? Fikirlerinizi paylaşın, naib olmanın inceliklerine hep birlikte daha derinlemesine bakalım.