Dilekçede olması gereken 4 şey nedir ?

Itir

Global Mod
Global Mod
Dilekçede Olması Gereken 4 Şey Nedir?

Dilekçe Yazmak: İki Sayfalık Dramaya Gerek Var mı?

Dilekçe yazmaya karar verdiğim gün, bilgisayarın başına oturup yaklaşık on dakika boyunca boş Word belgesine baktığımı itiraf edeyim. Belge bembeyazdı ama zihnimde sanki devlet arşivlerinin tamamı dolaşıyordu. “Sayın makama arz ederim” mi yazmalıyım, “gereğinin yapılmasını rica ederim” mi? Tarih nereye gelecekti? İmza şart mıydı? Acaba dilekçenin fontu da önemli miydi?

Sonra fark ettim ki mesele aslında o kadar korkutucu değil.

Dilekçe, süslü cümleler kurma yarışması değil. Bir talebi, şikâyeti, başvuruyu veya isteği ilgili makama açık ve düzenli biçimde anlatmanın yolu. Yani dilekçeyi bir tür “resmî mesaj” olarak düşünmek mümkün. WhatsApp'ta “Abi şu işi halledebilir miyiz?” yazmakla, kuruma usulüne uygun başvurmak arasında birkaç önemli fark var. En önemlisi de dilekçenin bazı temel unsurları taşıması.

Peki dilekçede olması gereken 4 şey nedir?

Genel olarak makam bilgisi, konu/metin, tarih-imza ve başvuru sahibinin kimlik/iletişim bilgileri temel yapı taşlarıdır. Fakat bu dört başlığın her birinin içinde dikkat edilmesi gereken ayrıntılar bulunur.

1. Dilekçenin Gideceği Makam Açıkça Belirtilmeli

Dilekçenin ilk önemli sorusu şudur: “Ben bunu kime söylüyorum?”

Çünkü dünyanın en güzel dilekçesini yazabilirsiniz; fakat doğru makama hitap etmiyorsanız yazdığınız metin, doğru adrese teslim edilmeyen kargo gibi ortada kalabilir.

Dilekçenin üst kısmında başvurunun yapılacağı kurum veya makam belirtilmelidir. Örneğin:

“İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANLIĞINA”

veya

“... ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE”

gibi açık bir ifade kullanılabilir.

Burada amaç edebiyat yapmak değil, dilekçenin muhatabını ilk bakışta anlaşılır hâle getirmektir.

Bir arkadaşımın “Belediyeye bir şey yazacağım ama hangi birime olduğunu bilmiyorum” dediğini hatırlıyorum. Sonra üç farklı kişiye danıştı. Biri zabıta dedi, diğeri fen işleri dedi, üçüncüsü ise “Sen dilekçeyi yaz, onlar zaten yönlendirir” dedi. Bu da aslında önemli bir noktayı gösteriyor: Vatandaşın kurumun iç organizasyon şemasını ezbere bilmesi beklenemez. Ancak başvuruyu mümkün olduğunca doğru makama yöneltmek, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.

Burada cinsiyet üzerinden klişe bir ayrım yapmak yerine farklı yaklaşım biçimlerini düşünmek daha ilginç.

Örneğin Murat, meseleyi çözüm odaklı ele alıp doğrudan ilgili müdürlüğü araştırabilir. Elif ise “Bu başvuruyu okuyan kişinin gerçekten neye ihtiyacım olduğunu anlaması gerekiyor” diyerek anlatımın karşı tarafta yaratacağı etkiyi düşünür. Murat'ın stratejisi, Elif'in empatik bakışıyla birleştiğinde ortaya çok daha güçlü bir dilekçe çıkabilir.

Çünkü iyi dilekçe yalnızca “nereye gönderildiğini” değil, karşı tarafın “neyi anlaması gerektiğini” de bilir.

2. Konu ve Talep Net Olmalı

Dilekçenin kalbi burasıdır.

Dilekçenin amacı mümkün olduğunca açık ifade edilmelidir. Bir kurum çalışanının eline geçtiğinde şu sorunun cevabı birkaç saniye içinde anlaşılmalıdır:

“Bu kişi benden tam olarak ne istiyor?”

İşte burada gereksiz uzunluk büyük bir tuzaktır.

“Sayın yetkili, uzun zamandır düşündüğüm ve hayatımın çeşitli dönemlerinde beni ciddi şekilde etkileyen bu durum nedeniyle...”

diye başlayıp üç paragraf boyunca hikâye anlatmak bazen gerekli olmayabilir.

Dilekçe roman değildir. Kahramanın çocukluğuna dönmeye gerek yoktur.

Örneğin apartmanın önündeki aydınlatmanın uzun süredir çalışmadığını bildiriyorsanız, asıl mesele budur. Lambanın çocukluğunuzdan beri mahalledeki sosyal hayatı nasıl etkilediğini anlatmanız başvuruyu güçlendirmek yerine konuyu dağıtabilir.

İyi bir dilekçede olay, gerekçe ve talep arasında mantıklı bir bağ bulunur.

“Şu tarihten beri şu sorun yaşanmaktadır. Bu nedenle şu konuda işlem yapılmasını talep ediyorum.”

Basit görünür ama oldukça etkilidir.

Stratejik düşünen biri burada bilgileri önem sırasına koyabilir: sorun nedir, nerede gerçekleşmektedir, ne zamandır devam etmektedir, hangi işlem beklenmektedir?

İlişki ve iletişim boyutuna önem veren biri ise kullanılan dilin karşı tarafı gereksiz yere savunmaya itip itmediğine dikkat edebilir.

Bu ikisinin birleşimi önemli bir sonuç doğurur: Sert olmakla açık olmak aynı şey değildir.

“Bütün kurum çalışanları görevini yapmıyor!” demek yerine belirli olayı ve talebi anlatmak çoğu zaman çok daha etkilidir.

Peki siz bir dilekçeyi okurken hangisini ciddiye alırdınız: On farklı suçlama içeren iki sayfalık bir metni mi, yoksa sorunu ve beklentiyi açıkça anlatan kısa bir metni mi?

3. Tarih ve İmza Unutulmamalı

Dilekçenin en klasik ama en kolay unutulan unsurlarından biri tarih ve imzadır.

Dilekçenin hangi tarihte verildiğini gösteren tarih, başvurunun zaman bakımından değerlendirilmesi açısından önem taşıyabilir. İmza ise dilekçenin başvuru sahibi tarafından sunulduğunu gösteren temel unsurlardan biridir.

Burada küçük ama önemli bir hayat dersi var:

Dilekçeyi yazmakla dilekçeyi tamamlamak aynı şey değildir.

Bir defasında bir tanıdığım dilekçesini hazırlayıp yazıcıdan çıkardıktan sonra “Tamam, oldu” dedi. Sonra sayfaya baktı ve imza atmadığını fark etti. Dilekçe neredeyse hazırdı ama final sahnesindeki oyuncu eksikti.

Tarih ve imzanın konumu bakımından kurumun özel bir başvuru formatı veya elektronik başvuru sistemi varsa ilgili kurallar ayrıca dikkate alınmalıdır.

Özellikle elektronik başvurularda durum biraz farklılaşabilir. Elektronik ortamda yapılan başvurularda sistemin öngördüğü kimlik doğrulama veya elektronik imza süreçleri gündeme gelebilir.

Bu nedenle “İnternetten gönderdim, o hâlde kâğıttaki dilekçenin bütün kuralları aynen geçerlidir” şeklinde düşünmek doğru olmayabilir.

4. Başvuru Sahibinin Kimliği ve İletişim Bilgileri Bulunmalı

Bir dilekçenin karşı tarafa ulaşması kadar, başvuru sahibinin kim olduğunun anlaşılması da önemlidir.

Bu nedenle dilekçede başvuru sahibinin adı ve soyadı, gerekli durumlarda adresi ve iletişim bilgileri bulunmalıdır. İmza da bu bütünlüğün önemli parçasıdır.

Buradaki temel mantık şu:

“Bu talep kime ait ve gerektiğinde başvuru sahibiyle nasıl iletişim kurulabilir?”
 
Üst